Dünya değişiyor. İklim krizi, doğal kaynakların tükenmesi ve sosyal eşitsizlikler artık görmezden gelinemeyecek kadar hayatımızın merkezinde. Bu noktada tekstil sektörü, hem çevresel etkileri hem de sosyal sorumlulukları nedeniyle en çok tartışılan alanlardan biri haline geldi. Çünkü moda sadece estetik ve tüketim değil; aynı zamanda su, enerji, toprak ve insan emeği demek.

Bir Kıyafetin Görünmeyen Yükü
Tekstil ürünlerinin üretiminde kullanılan kaynaklar düşündüğümüzden çok daha büyük. Bir tişört için ortalama 2.700 litre su harcanıyor; bu, bir insanın yaklaşık üç yıllık içme suyuna denk geliyor. Boyahanelerden çıkan kimyasallar, arıtılmadan doğaya bırakıldığında ekosistemlere büyük zarar veriyor. Dahası, “hızlı moda” anlayışı yüzünden her yıl 90 milyar ton tekstil ürünü üretiliyor ve bunların önemli bir kısmı henüz kullanılmadan çöpe gidiyor.

Markaların Yükümlülüğü
Günümüzde markalar için sürdürülebilirlik artık bir PR çalışmasından öteye geçmek zorunda. Karbon ayak izini azaltmak, su tüketimini düşürmek, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak ve adil işçilik koşullarını sağlamak artık uluslararası standartların ve tüketici beklentilerinin bir parçası. Örneğin; Avrupa Birliği’nin “Yeşil Mutabakat” çerçevesinde getirdiği düzenlemeler, tekstil ihracatı yapan ülkeleri ciddi şekilde etkileyecek. Yani sadece çevre için değil, ticaret için de sürdürülebilirlik bir gereklilik.

Tüketicinin Gücü
Ancak asıl dönüştürücü güç biz tüketicilerin elinde. Daha az ve daha kaliteli ürün almak, ikinci el ve geri dönüşüm uygulamalarını tercih etmek, yerel üreticilere yönelmek büyük fark yaratıyor. Moda alışkanlıklarımızı değiştirdiğimizde, markaları da daha sorumlu davranmaya zorluyoruz. Unutmayalım, talep olmadan arz da değişmez.

Teknolojinin Rolü
Bugün tekstilde sürdürülebilirliği destekleyen birçok yenilik var. Su tüketimini yüzde 80’e kadar azaltan arıtma ve boya teknolojileri, pet şişelerden elde edilen geri dönüştürülmüş polyester, biyolojik olarak çözünebilen kumaşlar ve dijital üretim sistemleri bunlardan sadece birkaçı. Teknoloji, doğru kullanıldığında tekstil sektörünü hem çevresel hem de ekonomik açıdan daha verimli hale getirebilir.

Geleceğe Dair
Sonuçta sürdürülebilirlik, sadece doğayı korumak için değil; aynı zamanda daha adil, daha bilinçli ve daha yaşanabilir bir dünya kurmak için de gerekli. Bugün attığımız her adım, geleceğin modasını belirliyor. Belki birkaç yıl içinde trend olan şey, “daha fazla kıyafet sahibi olmak” değil; daha uzun ömürlü, etik ve çevre dostu parçalara yatırım yapmak olacak.

Çünkü gerçek lüks, gezegenimize ve emeğe saygı duymaktan geçiyor.

Kaynakça: Fast fashion: Inside the fight to end the silence on waste


Social Compliance Sustainability Environment sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Ben Yılmaz Özçelebi

Çevre Mühendisliği konularını ( Sıfır Atık, ÇED, Çevre İzni, EAYP, Temiz Üretim Planlaması vb.)
HIGG FSLM, HIGG FEM modüllerini,
SLCP, ICS, GTW, Sedex, BSCI denetim süreçlerini,
GOTS, OCS, RCS sertifika süreçlerini,
Inditex, C&A, VF, CBR, PvH, Gymshark, Primark, Superdry denetimlerini,
ZDHC Analiz raporlarını, Chemcheck raporlama süreçlerini,
Kurumsal Karbon Ayak İzi hesaplamalarını yürütmekteyim.